Alien Isolation oyunu SEGA firması tarafından yapılan 6 Ekim 2014 yılında çıkmış olan birinci bakış açılı bir hayatta kalma oyunudur.

Öncellikle bu muhteşem oyunu nasıl aldığımı anlatmak isterim. Bir süredir şöyle güzel hikâyeli, güzel atmosferli bir oyun istiyordum, şansıma oyun ayağıma geldi. Aslına bakarsanız bu oyunu zaten biliyordum fakat oyun Steam’da 60 TL olduğu için istek listeme aldım bir ara alıp oynarım dedim. Sonradan bir arkadaşımla League Of Legends oynarken oyun maç bulasıya kadar bir Steam’a gireyim de bakayım demem ile birlikte bir baktım 60TL’lik oyun 2TL 🤑 Yok ya dedim bir yanlışlık olmuştur ama yok harbi oyun 60 TL’den 2 TL olmuş. Hemen arkadaşlarıma haber verdim ve hepimiz aldık. Bu fırsat kaçmaz umarım sizlerde bu oyunu, kütüphanemde bir kenarda dursun diye almışsınızdır.

Oyun Hakkında Düşüncelerim ve Konusu

Neyse, oyuna bir takım ön yargılarım vardı çünkü şahsen ben böyle hayatta kalma korku oyunlarını pek sevmem ve oynamam. Birde her yer karanlık, bu nasıl oyun falan derken dedim bir yükleyim. Sonuçta denemekten zarar gelmez öyle değil mi? İyi ki de yüklemişim. Oyuna ilk girdiğimiz de hiper uyku değimiz bir uykudan kalkıyoruz. Hani filmlerde hep görmüşsünüzdür uzayda insanlar kapsülde uyur. Bu arada film demişken Alien Isolation oyununda filmdeki bazı benzerlikler uyarlanmış. Özellikle kapılar, bahsettiğim uyku kapsülleri, hatta oynadığımız karakterin annesi dahi filmden uyarlanarak yapılmış. O karakterimiz ise filmle aynı kişi olan Ellen Ripley. Oyunda biz bir kadın karakteri yönetiyoruz, ismimiz de Amanda Ripley. Annemiz çıktıkları bir görev sırasında nedenini bilmediğimiz bir şekilde kayboluyor. Üstünden koskoca 15 yıl geçmiş ve yakın bir zamanda annemizin kaybolduğu yerden birtakım ipuçları bulduklarını aynı zamanda sende gel birlikte araştıralım teklifini sunuyorlar. Ne kadar önce isteksiz gibi görünsek de aslında annemize neler olduğunu öğrenmek istiyoruz, ondan sonra da Torrens adlı uzay gemisine binerek maceramıza başlıyoruz. Annemizin bindiği geminin kara kutusu Sevastopol İstasyonunda yer alıyor. Bunun bilgisiyle beraber bizde bu istasyona doğru yol alıyoruz. İstasyona yaklaştığımız esnada istasyonla iletişime geçmeye çalışıyoruz fakat çok fazla cızırtılı seslerle bize burada durumlar hiç iyi değil gibi bir şeyler söylenmek isteniyor fakat ses aşırı kötü olduğundan hiçbir şey anlaşılmıyor. İstasyon çok ağır bir şekilde hasar aldığı için Torrens isimli uzay aracımızı oraya indiremiyoruz. Bunun üzerine de oraya uzay elbiseleri yardımıyla girmek için yola koyuluyoruz. Samuels ve Taylor isimli iki arkadaşımızla birlikte istasyona girmeye çalışıyoruz. Her korku filminde olduğu gibi birisi her şeyden endişelenir ya da korkar. İşte o karakter Taylor. Endişelendiği kadar da oluyor istasyona girerken bir patlama sonrası üç arkadaş dağılıyoruz ve birbirimizi kaybediyoruz, karakterimiz Ripley Torrens’le ne kadar iletişim kurmaya çalışsak da başarısız oluyor, oyun bizi bu kocaman karanlık ve ürkütücü istasyonla baş başa bırakıyor.

Oyun Daha Yeni Başlıyor!

Oyunun ilk başları size gerçekten sıkıcı gelebilir çünkü ilk başlarda sadece olayları çözmekle ilgileniyoruz. Bundan dolayı oyun biraz sakin geçiyor ama sakın kaygılanmayın. Oyun daha yeni başlıyor, oyunda konular da ilerledikçe hikâye sizi hiç ummadığınız yerlere götürüyor. Oyunda otomatik bir kaydetme sistemi bulunmuyor. Her bölümde belirli yerlerde telefon kulübeleri var. Bunların yanına giderek oyunumuzu kaydediyoruz ama bunları nasıl bulacağım diye hiç merak etmeyin çünkü bunlar haritamızda gözüküyor ve yaklaştıkça da bip bip diye resmen ben buradayım, gel kaydet diye ötüyor. Harita demişken oyunda birçok yer var, bu yüzden direkt olarak bir harita olamazdı. Çok büyük olurdu, her bölümde yeni yerler keşfettiğimizde sağdan soldan harita toplayarak haritamızda yeni bölgeler açıyoruz. Oyunun en beğendiğim noktası ise silah çeşitliliği; altı patlar, pompalı alev silahı gibi silahların yanında taktiksel olarak da bize çok fazla yardımcı olan ses bombası, EMP bombası ve molotov gibi bombalar da çok işimize yarıyor. Oynadığımız karakter olan Amanda Ripley bir tür makine mühendisi diyebiliriz, bunun da artılarını kapı hacklerken ya da yeni cihazlar geliştirip kullanırken göreceksiniz. Oyunun grafiklerine bakacak olursak tek kelimeyle mükemmel olmuş gerçekten. Bazı yerlerde uçuşan toz taneleri sağda solda bozulan kablolardan çıkan elektrik efekti çok daha önemlisi ise her daim sağda solda yürüyen Alien’ın ayak sesleri. Sesler demişken oyunun sesleri aşırı derecede iyi yapılmış. Alien havalandırmadan inip bağırması ya da gezerken derin ve ürkütücü hırıltılar çıkarması falan çok güzel olmuş. Oyunda sadece Alien’la baş etmiyoruz, Alien’ın yanı sıra istasyonda hayatta kalmak için diğer insanları hiç acımadan vuran insan grupları ve tamamen kontrolden çıkmış androidler de mevcut. Anlayacağınız tam bir hayatta kalma savaşı vereceksiniz. Şunu belirtmem gerekirse oyundaki kayıt etme sistemine dikkat edin. Yukarıda bahsettiğim gibi oyununun otomatik kayıt sistemi yok yani eğer kaydetmeden ilerlerseniz ölünce en son kaydettiğiniz yerden başlarsınız. Bu arada oyunda silahları alıyorsunuz fakat pek kendinize güveniniz olmasın çünkü silahlar Alien’a işlemiyor kurtulmanızın tek çaresi saklanmak. Sizlere dediğim gibi insanlarda düşmanınız. Tabi Alien diğer insanlara da saldırıyor. Bunu benim gibi aleyhinize de kullanabilirsiniz. Alien seslere hemen geliyor, yani havalandırmadan gezmesi ortalıkta rahatça koşabileceğiniz anlamına gelmiyor. Sesi duyduğu gibi havalandırmadan inip sesin geldiği yöne doğru koşarak orayı kontrol ediyor tabi gelmeden saklanırsanız sorun olmaz. Bende bunu kullanarak düşmanlarımın yanında ses çıkartıp saklanıyorum ardından Alien sese geldiğinde beni değil diğer insanları buluyor onlarda haliyle korktukları için ateş ediyorlar ama nafile, Alien tüm düşmanlarımı oracıkta temizliyor. Bende bu kargaşadan yararlanarak sessiz bir şekilde ortadan sıvışıyorum. Oyunun, dediğim gibi  Alien’ının havalandırmalarda gezme sesi olsun, etrafta gezme sesi olsun ya da havalandırmadan bir anda inme sesi olsun adamlar çok güzel yapmışlar.

Oyunda da elimizdeki bir hareket sensörü sayesinde Alien etrafta dolaşırken bize ne kadar yakın olup olmadığını kontrol edebiliyoruz. Ama dikkat edin çünkü sadece hareket edenleri gösteriyor, bir yerde duran bir canlıyı cihazımız göstermiyor bunu dikkat edin. Oyundaki Alien yapay zekası da çok güzel yapılmış öyle salak salak gezmiyor, her yeri araştırıyor ve bazen sizi şaşırtabiliyor. Tam gittiğini sanıyorsunuz fakat bir anda geri dönüyor, bu oyunu oynarken heyecan seviyemizi en üstte tutmamızı sağlıyor. Oyunu bu kadar övdük birazda eksilerini anlatalım.

Oyunun Eksileri

Oyun aşırı uzun bunu belirtelim öncelikle ve bazı yerleri gereksiz uzatmışlar. Ayrıca oyunda hiçbir şey kolay olmuyor mesela bir örnek veriyorum karşımızdaki asansöre gitmemiz gerek görev bu, açıyorsun haritayı tam da önümde çok kolay gidip düğmeye bir basıyorsun elektrik yok sonra dön başa elektriği onar bilgisayarı açmadın mı? Git şuradan şifreyi al tabi bunlar sadece örnek, yani oyun bunlardan ibaret değil tabii ki baya zevkli görevleri var. Fakat oyun size her daim bulunduğunuz o durumu çok iyi hissettirmeyi başarmış. Oyunda bol bol aksiyondan aksiyona girecek gerilim dolu anlar yaşayacaksınız. Ama hiç merak etmeyin oyun öyle Outlast 2 gibi falan insanın psikolojisini bozacak türden bir oyun değil rahatça oynayabilirsiniz, hayatımda korkmaktan ve korku filmlerinden nefret eden birisi olarak bu oyunu rahatça oynadım ve çok büyük zevk aldım. Eğer gizem dolu bir hikâye ve birazda aksiyonla karışık korku arıyorsanız bu oyun tam size göre ve hiç düşünmeden alıp oynayın diyorum.