Senaryosu Cem Yılmaz tarafından yazılan Arif V 216 filmi, Kıvanç Baruönü tarafından yönetilmiştir. Başrolünde Cem Yılmaz ve Ozan Güven gibi usta isimlerin bulunduğu bu film, çok sevilen G.O.R.A. ve A.R.O.G filmlerinin devamı niteliktedir. Önceki iki filmde sıkça gördüğümüz dördüncü duvarı yıkma olayına, bu filminde pek çok sahnesinde görmek mümkündür.  Filmde birçok yapıma ve karaktere gönderme yapılması, filme ayrı bir keyif katmaktadır. İMDB’de aldığı 7,2 gibi yüksek puan, seyircilerin sinemadan ne kadar mutlu ayrıldığının kanıtlar. Görsel efektler için yüksek paralar harcanan filmimiz, seyircilere sundukları iş ile kat kat fazlasını geri almıştır. Filmde zaman yolculuğu yapan karakterlerimiz, gittikleri zamanda birçok Türk sinemasının efsane isimleri ile tanışırlar. Filmi izlemeyenlerin fikir sahibi olabilmesi için hazırladığımız konusuna geçelim.

Arif V 216 Filminin Konusu

Film Arif’in uzayla ilgili malzemeler satması ile başlıyor. Ürünlerinin gerçekten uzaydan geldiğine inandırmış Arif, tüm dünyaya ay taşı gibi malzemeleri satmayı başarmıştır. Eşi Ceku ile bir çocuk yapan Arif, çırağı ile yaşamaktadır. Ceku, çocuklarının eğitimi için gorada yaşamını sürdürür. Bir gün Arif, Garavel Usta ile konuşurken 216’nın dünyaya gelmek istediğini öğrenir. Tam o konuşmanın yapıldığı esnada İstanbul’a bir uzay mekik düşer. Arif hemen mekiğin yanına gider ve içerisinde 216’nın parçalarının olduğu bir çanta bulur.  Uzay mekiğini orda bırakıp çanta ile eve döner. Tüm parçalarını birleştirdikten sonra, 216’ya neden dünyaya geldiğini sorar. 216, robot olmaktan sıkıldığını ve duyguları olan bir insan olmak istediğini söyler. Arif ne kadar istediği şeyin mümkün olamayacağını söylese de 216 kararından emindir.

Ertesi gün dışarıdan gelen sesler ile uyanırlar. Mahallede uzaylı istemediğini söyleyen komşuları, kapının önünde protesto etmek için toplanmışlardır. Televizyonda haberleri açan Arif, tüm dünyanın İstanbul’a inen mekiği konuştuğunu öğrenir.  Çırağına 216’uı kümese saklamasını söyleyen Arif, uzlaşmak için dışarıya çıkar. Kendini güzel bir dilde ifade ettikten sonra mahalleliyi ikna etmeyi başarır. Geriye yabancı ülkelerden gelmiş ajanlarla anlaşmak kaldı, ama ajanlar hiç anlaşma yapmaya yakın değillerdir. Ajanları kaba kuvvet ile etkisiz hale getirmek zorunda kalan Arif, gelen Swatları görünce kaçmaya başlar. 216’nın saklandığı kümese girer ve kümes deki gizli geçti açar. Arif sakladığı zaman makinesini bulur ve tüm bu olayların yaşanmadan önceki zamana gitmek ister. Swatlar tam yerlerini bulduğunda 216 zaman makinesinin ayarları ile oynar ve 1960’lara dönerler.

1960’lı yıllara döndüklerinde filmlerdeki gibi her yeri siyah beyaz görürler.  O yılların İstanbul’unda gezerken 216, gördüğü insanlarla muhabbet eder. Arif, 216’ya kimseyle konuşmaması gerektiğini çok fazla dikkat çektiğini söylüyor. Arif, insan olmanın kötü bir şey olduğuna 216’yı ikna etmeye çalışırken saati çalınır. Çalanların peşinden koşarak sonunda bir eve girdiğini görür. Kapıyı uzun uzun çaldıktan sonra pembe şeker adında görme engelli bir kız karşısına çıkar. Arif, saatini çalan kişinin bu eve girdiğini söyler, ama tüm mahalleli buralarda hırsızlık olmaz der. Arif mahalleliye derdini anlatmaya çalışırken pembe şeker yola çıkar. Gelen arabayı göremediği için yoldan çekilmez. Tam araba çarpacakken 216 kızı kurtarır ve siyah beyaz gözüken mahalle renklenir. Bu aile ile iyice kaynaşan Arif ve 216 bir süre burada kalıp, pembe şekerin göz ameliyatı için para biriktirmeye karar verirler. Kendilerini palyaço olarak tanıtan Arif ve 216, ilk işlerini yapmak için bolca ünlünün bulunduğu bir sünnet düğününe giderler. Bu sünnet düğünü sahneleri gerçek bir olayın değiştirilmiş halini anlatmaktadır.  Bu düğünde bolca ünlü ile tanışan Arif, 216’nın düğün sonrasında kaçırıldığını öğrenir. Bu kısımdan sonra olaylar iyice karışır ve içinden çıkılamayacak bir hal alır.