Uzun zaman önce kendime şöyle başından kalkmayacak ve güzel hikâyeli bir oyun arıyordum. Steam’da gezinirken bir arkadaşımın Dishonored oynadığını gördüm ve oyunu acayip merak ettim. Oyunun biraz resimlerine ve videolarına baktıktan sonra bana hiç de uygun olmadığını gördüm. Çünkü savaş sırasında onu kes bunu kes her yer kan gölü oluyordu. Hele böyle kanlı oyunları yani DOOM gibi oyunlardan nefret ederim. Aynı şekilde Postal serisinden de. Postal oyunlarının neresini seviyorlar anlamıyorum her yer vahşet ve kan içeriyor ve böyle oyunları oynayıp zevk alanların bence potansiyel bir psikopat olma ihtimali var benden söylemesi. Neyse konuyu daha fazla uzatmadan oyunu kafamdan silmiştim, fakat hiç oyun bulamadım ve bir yanım Dishonored’ı oynamamak için kendimi zor tutuyordum. Eskilerden yine zombie oyunlarından aşırı derecede nefret ederdim. Sebebi yine aynıydı aslında kan, vahşet ve iğrençlik. Left 4 Dead 2 ve Dying Light gibi oyunları videolarını izleyip oyunlarını oynadıkça, bu türlere karşı ön yargım azalmıştı. Bu nedenle de Dishonored’a bir şans vermek istedim. Oyunu satın alıp direk büyük bir heyecanla başlamıştım. Oyunun grafikleri gayet hoş gözüküyordu. Size oyunun birazcık hikâye ve konusunu anlatmak isterim fakat buralar spoiler içerdiği için spoiler yemek istemeyen arkadaşlar lütfen bu bölümü geçsinler.

Dishonored Hikâyesi

Oynadığımız karakterin adı Corvo Attano biz kraliçenin özel korumasıyız. Kraliçenin yönettiği şehirde kısa sürede yayılan Veba hastalığı yüzünden yakın bir zamanda karantinaya alınmak zorunda kalınacak. Kraliçede şehri kırıp geçiren bu Veba hastalığının çözümü için bizi görevlendiriyor. Çünkü en çok güvendiği kişi biziz. Oyun ilk girdiğimizde seyahatimizden dönmüş bir şekilde ve direk olarak bilgi vermek üzere kraliçenin yanına gidiyoruz. Kraliçenin kızı olan Emily, bizi gördüğüne çok seviniyor. Bizde aradan geçen zamanı kapatmak için Emily ile biraz saklambaç oynuyoruz. Daha sonra kraliçenin yanına gittiğimizde ona pek de iyi olmayan haberleri anlatıyoruz ve bu virüs olayının hiç de iyiye gitmediğini gösteriyor. Tam bu sırada etraftaki muhafızların hepsinin ortadan kaybolduğunu görüyoruz. Çatıdan bize yaklaşan 2 suikastçiden birisi bizi insan üstü güçleriyle hareketsiz bırakıyor. Ardından kraliçeyi acımasız bir şekilde oracıkta öldürüyorlar. Emily de yanlarında alıp oradan kayboluyorlar. Muhafızlar olay yerine geldiğinde ise tek şüpheli biz olduğumuzdan kraliçesi öldürmek suçundan idam cezasına çarptırılıp hapse atılıyoruz. Bizle konuşmaya gelen Vekil Lort aslında bunların hepsi planlı bir şekilde yapıldığını itiraf eder. Aslında bizim erken dönmemiz ile birlikte orijinal planlarında birkaç değişiklik yaptıklarını ancak suçu bizim üzerimize atarak bu işi de hallettiklerini söyler. Tam her şeyden ümidimizi kaybetmişken hücremizin anahtarıyla birlikte bize bir mektup ulaşır. Böylece hapishaneden kurtuluruz. Bizi kurtaranların ise hala imparatorluğa sadık olan bir grup olduğunu öğreniriz. O kadar şeyden sonra yorgun olduğumuz için biraz dinlenmeye gidiyoruz. Uykuya daldığımızda ise rüyamızda Outsider ile tanışıyoruz. Bu adam bize kendi işaretini bahşediyor yani oyunda o kullandığımız güçleri veren kişi bu adam. Birde bu güçlerin yanında gerçekleri ortaya çıkarmak için bize birde kalp veriyor. Bizi kurtaran yani imparatorluğa sadık olan grubun amacı ise kraliçenin kaçırılan kızı Emily’i kurtarıp hakkı olan tahta oturtturmak istiyorlar. Bizden istedikleri ise Lort Vekilin adamlarını teker teker indirmemiz. İşte işler burada değişiyor. Bu noktada 2 seçeneğimiz var istersek herkesi ölümcül yollarla etkisizleştirebiliriz ya da öldürmek dışında başka yollara da baş vurabiliriz. Bu yollardan eğer ölümcülü seçersek kaos artacak veya öldürmeyerek kaosu düşüreceğiz. Kaosun çok veya az olması da hikâyenin sonunu değiştiriyor. Daha sonra olaylar daha ilginç haller alıyor onları da oynayarak siz öğrenin derim.

Dishonored Oynanış

Oyunun grafikleri gayet hoş gözüküyor. Biraz Fornite gibi çizgi film grafikleri tadında ama güzel gözüküyor. Oyunun aksiyonu ve gizlilik de çok iyi dengelenmiş. Birçok oyunda olduğu gibi bunlar size kalmış, ister gizli gidin ister pata küte girişin. Oyunda bir tabanca ve birde crosbowumuz var. Bunları görevlerden sonra karargâh da ki mekanik işlere bakan abimizden geliştirebilirsiniz. Mesela dürbün takabilirsiniz, zehirli dart alabilirsiniz ya da silahımızı geliştirip art arda daha seri atışlar yapabiliriz. Benim neredeyse hiç kullanmadığım bombaları veya tuzakları da satın alabilirsiniz. Oyunda birçok gücümüz var. Güçlerimizi kullandıkça ekranın sol üstünde kırmızı can barımızın yanında birde mavi bir bar gözüküyor. Bu bar gücümüzü gösteriyor. Belli bir seviyeye kadar kullanmadığımız sürece kendini tamamen dolduruyor. Art arda kullandığımızda ise mavi bir iksir içerek bu barı tamamen doldura biliyoruz. Güçlere gelecek olursak onları da herhangi bir yerde geliştirebilmemiz mümkün. Güçlerin içerisinde büyük kaoslara yol açacak yani ölümcül olanları da var, az kaosa yol açan güçlerimizde var. Siz canınız ne şekilde isterse o şekilde bu güçleri açıp geliştirebilirsiniz. Oyunun Steam üzerinde indirimsiz fiyatı 28,99 TL eskiden bu oyun 31 TL idi fiyatı da düşürmüşler. Oyun için orta sistemli bir bilgisayarınız yeterli olacaktır. Eğer seriyi beğendiyseniz devam oyunu olan Dishonored 2 oyunu oynamanızı tavsiye ederim. Ancak Dishonored 2’yi oynamak isterseniz iyi bir sisteme ihtiyacınız var. Son olarak ben oyunu gerçekten çok beğendim iyi ki ön yargılarımı aşıp oyunu oynamışım. Sizde gizlilik ve aksiyon oyunlarını seven birisiyseniz hiç düşünmeden alın derim.