28.08.2020’de Türkiye’de vizyona giren film birçok açıdan ilgi çekici. Yönetmen koltuğunda dünyaca ünlü Roman Polanski oturmaktadır. Oyuncuları, Jean Dujardin, Emmanuelle Seigner ve Louis Garrel gibi usta isimler bulunmaktadır.

 

Aşağıda önce filmin fragmanını yayınlıyoruz ardından filmin konusu ve hikayesini paylaşacağız. Fragmandan önce şunu belirtmek gerekir ki film gerçek bir hikaye ve olaylara dayanmaktadır.

 

Filmin Künyesi:

Orjinal Adı : An Officer and a Spy

Yönetmen : Roman Polanski

Oyuncular : Jean Dujardin, Emmanuelle Seigner, Louis Garrel

Süre : 132 Dakika

Vizyon Tarihi : 30 Ağustos 2019 (İtalya, Fransa), 28 Ağustos 2020 (Türkiye)

 

 

Filmin Konusu ve  Hikayesi:

Filmin en can alıcı yerlerinden biri Emile Zola’nın o meşhur menifestosudur : SUÇLUYORUM

Filmin konusu ile hikayesi aynıdır. Bugün üzerinden 114 yıl geçmiş olmasına rağmen Fransa Tarihinin en can yakan olaylarından birisi olan Dreyfus Davası ele alınmıştır. Fransız Genelkurmay binasında yüzbaşı olarak görev yapan Alfred Dreyfus, Almanya’ya bilgi sızdırmaktan suçlanır. Buna sebep olan olay ise çöpte bulunan yırtık kağıtların birleştirilmesi sonucunda Genelkurmay binasından  Almanlara “sizi bilgi vermek isterim. D.” notu çıkmıştır. Yazı hem Dreyfus’un yazısına benzemesi hem de isim kısmında D harfi olmasından ötürü çok bir araştırma yapmadan direk olarak Alfred Dreyfus suçlanmış ve her gün işkencelerin arttığı Şeytan Adası’na gönderilir. Fakat, Genelkurmay binasından Almanlara giden bilgi sızıntısının önüne geçilmediğinin farkına varan bir isim (Georges Picquat) kendisini yalanlarla dolu bir karmaşanın içinde bulur.

Film,  Alfred Dreyfus’un aşağılanarak rütbelerinin sökülürken, Dreyfus’un hem kararı okuyan subaya hem de duvarlara çıkıp kendisine “Hain” diye bağıran halka “Ben suç işlemedim, masumum” demesi ile başlar. Aslında tamamen düzmece belgeler ve yalan beyanlarla hapse atılan Dreyfus bir Yahudi idi. Bu konunun Georges Picquat tarafından fark edildikten sonra halka açıklanması gerekiyor. Bunu bir askerin yapması o dönem için mümkün olmadığından yazar Emile Zola ile irtibata geçer ve Emile Zola’nın o müthiş sözü ile herşey başlar. Emile Zola’nın menifestosu olarak bilinin SUÇLUYORUM başlığı ile çıkan yazıda başta askeriyeden olmak üzere birçok kesimden herkesin gerçeklerini bu başlık adı altında açıklayarak Dreyfus’un yeniden yargılanması ve özgürlüğe kavuşma yolunu açar.

Filmin biraz dışına çıkarsak, gerçek hayatta Emile Zola;

“Suçsuzun Yahudi, Katolik ya da Müslüman olması benim için hiçbir şeyi değiştirmez. Yıkıma uğrayan bir insanın yardımına koşuyordum.” diyordu ve Emile Zola vatan haini ilan edildi. Kitapları yakıldı, yasaklandı. Irkçılar sokaklarda Yahudilere Ölüm diye bağırırken Dreyfus’u savunanlar baskı ve zulme maruz kalıyordu. Siyasal tarihte sağ ve sol kavramları bile bu dava ile ortaya çıktığı söylenmektedir. Çünkü, Dreyfus davasında sol tarafta oturanlar Dreyfus’un suçsuz olduğuna inananlardan oluşmaktaydı; sağ tarafta ise Dreyfus’u suçlu olduğuna inanlardan oluşuyordu.

Tabii ki Emile Zola yalnız değildi, başta Mallarde, Claude Monet, Anatole France ve Blum gibi aydınlar ile halkın ciddi bir kısmı destekliyordu ve Zola devam ediyordu:

Ağır suç işlemiş lekeli kişilerin suçsuz oldukları açıklanırken, bir yandan yaşamı boyunca lekesiz kalmış, şerefli bir insan cezalandırılıyor! Bir toplum bu duruma geldi mi, kokuşmaya yüz tutmuş demektir.”

Emile Zola bu davada alenen taraf olduğu ve Suçluyorum bildirisinden ötürü bir yılı aşkın süre hapis ve para cezasına çarptırılır. Dreyfus, başta Emile Zola olmak üzere zamanın tüm korkusuz ve dürüst insanlarının çabasıyla 1906 yılında ülkesine geri döner. Dreyfus’a rütbeleri geri iade edilir. Fakat, aynı dönemde çıkartılan bir af ile Dreyfus’a bunların yaşamasına sebep olan herkesinde serbest kalması sağlanır. Emile Zola buna da tepkisini vermekte gecikmez.

Dreyfus Davası ile Fransa’da zirveye varan Yahudi düşmanlığı ve Faşizm fikirleri 1939 yılında başlayacak olan 2. Dünya Savaşına zemin hazırladığı da düşünülmektedir.

Subay ve Casus filmi, tarih konularına meraklı sinemaseverlerin kaçırmaması gerektiği filmlerden biri olarak görülmektedir.